Anasayfa KİŞİSEL İstanbul’da Araç Sahibi Olmak Ne Kadar Mantıklı ?

İstanbul’da Araç Sahibi Olmak Ne Kadar Mantıklı ?

15 Dakikada Okunabilir
2

Yaklaşık 6 yıldır gerek İstanbul gerekse Türkiye yollarında son 4 yıldırda zaman zaman kendi aracım ile İstanbul trafiğinde araç kullanıyorum. İstanbul‘da araç sahibi olmak ne kadar mantıklı incelemeden önce İstanbul‘da yaşayan biri olarak bir araç satın alma isteği içine nasıl ve neden girdiğimle başlamalıyım sanırım.

İstanbul‘daki toplu taşımaları hepimiz kullanıyoruz. Öyle ki her bir toplu taşıma aracının bile bir kullanma adabı tüm halkımızca oluşmuş durumda. Bu kullanım adabında en önemli konu “Sadece kendini düşünmek” olsa gerek. Aslında bana göre en büyük sorun burada başlıyor. Zincirleme tepki gibi yada sürü psikolojiside denilebilir.

Zincirlikuyu Metrobüs Durağı (Not: Halk günü değil baya ücretli)

Metrobüs ile başlayacak olursak.. Metrobüs’te istisnasız herkes köşe kapmaca oynar, kapı diplerine kendini zincirler, bir yere oturmak ise hayaldir. Hatta bir yere oturduğunu belgeleyip sosyal medyaya yükleyenleri bile görüyorsunuzdur sizlerde. Burada bana göre biz toplum bireyleri ve belediye olarak iki tarafında hatası mevcut. Öncelikle biz toplum bireyleri olarak adı üstünde kullandığımız bu toplu taşıma aracına tıka basa binmeye çalışmakla en büyük hatayı yapıyoruz. Tamam herkesin acelesi var ama bu yoğunluğu bilip daha erken yola çıkabiliriz değil mi? Ama yok sabah 10 dk daha uyuyayım akşamda dizim kaçmasın diye bu araçları tıka basa doldurarak stresle boğuşuyoruz bilerek ve isteyerek. Diğer taraftan belediyeninde araçları daha çok sıklaştırması gerekirken akşam saati bile yeri geliyor 10 dk araç bekleyebiliyoruz. Belki haklı sebepleri vardır fakat bu duruma bir çözüm bulmakta onların görevi diye düşünüyorum. Çünkü durum yıllardır aynı.

Çok İşlevli Kaptan

Minibüs konusuna değinecek olursak.. Minibüs için söylenecek çok şey var yazsam buraya kitap olur. Ben belli başlı konular ile toplum olarak yaşadığımız sıkıntılara değinmek istiyorum. Bana göre ve inanıyorum ki çoğu İstanbul vatandaşına göre İstanbul trafiğinin en büyük sorunlarından birisi Minibüsler’dir. Neden mi?? Yol ortasında yolcu indirip almalar. Azami 30 km hız ile seyir etmeleri. Laf söyleyip kornaya basınca camdan elini çıkarıp “Ne var kardeşim yhaaa” diye atarlanmaları. Azami 20 kişilik minibüse 50 kişiyi almaya çalışmaları ve bu sırada trafiği felç etmeleri gibi gibi gibi.. bir sürü örnek verilebilir.. Tamam bu vatandaşlarda ekmeğinin peşinde ama güzel kardeşim biraz daha duyarlı olunabilir değil mi ?

Arkalara doğru ilerleyelim lütfen..

Otobüslere sıra geldi sanırım.. Otobüs şöförleride son dönemde İstanbul‘da bir artistlik moduna girmiş durumda. Öyle ki makas atandan tutunda, araç sıkıştıranlara kadar yeni bir trend mevcut. Ayrıca otobüslerin kendi durağı olmasına rağmen durağa yanaşmayıp yol ortasında yolcu indirip bindirmeleride cabası. Tamam bu konuda onlarda haklı otobüs duraklarının önüne park eden araçlardan bu durum kaynaklanabiliyor bazen. Fakat böyle olmayan durumda bile yasak olmasına rağmen yol ortasında durup yolcu indiren şöförler var. “Arkalara doğru ilerleyelim insanlar binsin yazıktır” diyen şöförde son dönemde bana hiç samimi gelmiyor. Güzel insan neden düzgünce ve hakkınla işini yapmazsın ?

+Sinyal niye vermiyorsun abicim – Sen veriyorsun sanki konuşma yürüü

Taksi konusuna hiç değinmiyim diyorum ama.. Aslında içlerinde bazıları gerçekten beyfendi şekilde kurallara uyarak işini hakkıyla yapıyor. Hatta bu durumla karşılaşınca daha çok teşvik amaçlı minnettar olduğumu dile getiriyorum. Fakat öte yandan sinyal vermeden önüne atlayanlar mı dersin.. Yoksa makas atanlar mı. Birşey söyleyince elinde levye ile inen mi. Kırmızı ışıkta geçen mi.. Yoksa İstanbul turu attıran mı ? Bu konu çok kabarık hiç girmiyorum.

Aslında başta tüm bu karmaşadan kaçmak için bir araç satın alma isteği içine girmiş olabilirim yada bende bir araç alarak sürüye uymak istemiş olabilirim. Aslında araç satın almak istememin en başlıca sebebi hastalık vb. acil durumlarda ihtiyaç olmasıydı. Fakat özel aracım olduğu için sevinemiyorum çünkü araç ile bu kadar yoğun trafikte kalmanın hiçbir özel yanı yok. Tek farkı insan trafiğinin yanında araç trafiğinin içinde olmak.

Az önce yazdığım gibi tam bir zincirleme döngü içerisindeyiz. Bu konuda toplum olarak öğrenmemiz gereken çok şey var. Tüm toplu taşıma şöförlerinden duymuşsunuzdur “Kendi aracıyla çıkıyorlar yola trafik felç oluyor” diye. Bence herkes birazda çuvaldızı kendine batırmalı. İnanıyorum ki toplum olarak bu mevzuları çözdüğümüz zaman ne trafik kalacaktır nede stres.

Peki bütün bu durumları kendimize sebep gösterip gerçekten İstanbul gibi bir şehirde araç sahibi olmak ne kadar mantıklı ona bakalım.


Maddi açıdan inceleyim;

Ülkemizde ortalama düzgün bir ikinci el araç fiyatı 50-80 Bin TL arasında. Aracı aldınız ve kullanmaya başladınız diyelim. 1 Ocak 2018’den 31 Aralık 2018’e kadar yani bir yıl içinde cebimizden bu gıcır gıcır arabaya ne kadar çıkıyor bir bakalım.

Yakıt: Eğer Aylık ortalama 700-1000 km yaparsanız. cebinizden en az 300-350 TL çıkacaktır. Ki bu hesap sadece işe gidip gelmenizi kapsayacaktır. Diğer keyfi gezmelerde ek olarak yakıt alacağınızdan yakıt ücreti en az 500 TL’yi bulacaktır. Böyle bir hesapta yıllık olarak yakıta harcadığınız para ortalama 5000 TL olacaktır.

Vergi: Ülkemizde bildiğiniz üzere her aracın yaşına ve motor hacmine göre vergilendirme yapılıyor. Bu vergilendirme yılda 2 kere olmak üzere motorlu taşıtlar vergisi adı altında bizlerden alınıyor. Bunu da şu an çoğunlukla kullanımda olan araçlar üzerinden örnekleyerek hesaplayalım. Şu anda 1300-1600 arası motora sahip 4-6 yaş arası araçlardan yıllık 970 TL vergi alınıyor. Sıfır araçta bu ücret 1294 TL.

Bakım: Eğer aracınızı sorunsuz ve uzun ömürlü kullanmak istiyorsanız kesinlikle düzenli bakıma sokmanız gerekiyor. Buda yılda 1 veya 2 kez oluyor. Ortalama standart bakım ücretleri servise göre değişsede ortalama 800-1000 TL arası değişiyor.

Otopark: Tamamen görünmeyen masraf olarak nitelendiriyorum. Ben araç için yaptığım tüm harcamaların fişlerini analiz yapmak için saklıyorum. Geçen yıl Otoparklara harcadığım parayı hesapladığımda gerçekten çok şaşırdım. 2017 yılında çeşitli otoparklara tam 600 TL ödemişim.

Trafik Sigortası: Zorunlu trafik sigortasını mecburen yaptırıyorsunuz. Bunun fiyatıda araca göre ortalama 800-1000 TL arasında değişiyor.

Kasko: Kaskoyu yaptırmanız yasal olarak mecburi değil. Fakat yaptırmanızda büyük fayda var. Az önce vergi bölümünde değindiğim araç üstünden ortalama kasko fiyatı 1500 TL ile 2000 TL arası tutuyor.

Trafik Cezaları: Hani görünmez kaza denen bir tabir varya trafik cezaları içinde görünmez ceza tabirini kullanmayı seçiyorum. Çünkü hiç ummadığınız bir günde kapınıza siz ne kadar kurala uyduğunuzu düşünsenizde hız cezası gelebiliyor. Tek bir hız cezası 235 TL.

Tüvtürk Muayenesi: 2 Yılda bir yapılsada bu ücretide yazmakta fayda görüyorum. 226.56 TL

Egzoz Muayenesi: Egzoz muayeneside 2 yılda bir yapılıyor ve ücreti 55 TL

Araç yıkama Ücreti: Aracınızın bakımlı olmasını istiyorsanız haftada en az 1 kere yıkatmanız gerekiyor şuanda en ucuz araç yıkama ücreti 20 TL’den başlıyor 500 TL’ye kadar çıkabiliyor. Haftada 1 kere 20 TL’den yıllık ücreti hesapladığımızda 960 TL gibi bir ücret ortaya çıkıyor. Yine buda görünmeyen ücret.

Araca yapacağınız ekstra aksesuar/modifiye harcamalarını katmıyorum.. (Jant/Lastik, Film, İç Aksesuar Vb.)


Toplayalım;

Tüm ücretlerin ortalamasını alarak topladığımızda bir aracın bize yıllık maliyeti ortalama 12.000 TL ‘ yi buluyor. “Yok artık” dediğiniz duyar gibiyim fakat gerçek ortada, sizde hesaplayabilirsiniz. Başka bir hesapla İstanbul‘da 1 araç sahibi olmak için aylık 1000 TL ücreti kenara ayırmanız gerekiyor. Ne var ki aracı 1 yıl boyunca hiç kullanmasanız bile her türlü cebinizden ortalama 5000 TL gibi para çıkacaktır.

Öte yandan toplu taşımaya baktığımızda ücretler bunun yanında çok komik kalıyor;

Aylık Mavi Akbil Ücreti : 225 TL – Yıllık Maliyet : 2700 TL

Aylık Öğrenci Akbil Ücreti: 85 TL – Yıllık Maliyet : 1020 TL

Çıkaralım;

Kıyaslamayı 2 faktörde özel araç ve toplu taşıma olarak yapacak olursak ilk bakışta rahatlık bakımından özel araç daha mantıklı gibi gözüküyor. Madalyonun diğer tarafında cebinizde kalacak paralar daha ağır basıyor gibi. Fakat tüm bunların ötesinde iki faktöründe eksileri mevcut ve sanırım burada tek artısı olan konu cebinize kalacak olan paralar. Yani mantıklı olan malesef toplu taşımayı kullanmak.


Unutmadan

Bu yazı tamamen farkındalık amacıyla yazılmış olup bahsi geçen toplu taşıma araçlarının şöförleri ve belediye ile alakalı herhangi bir artniyet yada rencide edici düşüncede yazılmamıştır.


Konuyla ilgili Eleştiri, İtiraz yada bilginiz var ise lütfen aşağıdaki yorum bölümünde paylaşmaktan çekinmeyin!

  • Migreni Nasıl Yendim ?

    Yıllardır şiddetli şekilde ağrısını çektiğim Migreni nasıl yendiğimi, daha doğrusu kontrol…
  • 40 Günde Nasıl 10 Kilo Verdim

    Son 10 yılım zaman zaman sağlık sorunlarıyla malesef obezitenin sınırında geçti. Bu süreci…
  • 2017 – Z Raporu

    Her yeni yıl başında olduğu gibi 2017 yılına girerken de güzel dilekler, güzel umutlar, iş…
Daha Fazla Göster /  KİŞİSEL

2 Yorum

  1. Mehmet

    7 Haziran 2018 at 19:41

    Bir konu bu kadar güzel ele alınır harika bir yazı.

  2. Rıfat Yalçın

    12 Haziran 2018 at 23:18

    Aslında hepimizin bildiği fakat gözardı ettiğimiz gerçekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Araç Folyo Kaplatmak Mantıklı mı ?

Yaklaşık 5 yıldır ülkemizde de popüler olan ve her geçen günde popülerliğini arttıran araç…