Anasayfa SEYAHAT Londra Gezi Notları

Londra Gezi Notları

25 Dakikada Okunabilir
2

Çocukken ilk defa dünya atlasını elime aldığımda “Buralar nereler?” “Buralarda kim nasıl yaşıyor?” diye travmatik şekilde sormuştum kendime. Bu yaşıma kadar bir çok kez yeltendim yurt dışına çıkmayı fakat dil problemi yaşayacağımı düşündüğümden hep vazgeçmiştim. Fakat daha sonra cesaretimi toplayıp gitmeye karar verdim. Kısa bir araştırmanın ardından yurt dışına çıkacağım ilk ülke olarak İngiltere’yi seçtim. Ardından vize başvurusunda bulundum ve vizem onaylandı.

Atatürk Havalimanı’ndan kalkan uçak ile yaklaşık 3 buçuk saat süren yolculuğun ardından Londra Heatrow Havalimanı’na indim. Yaklaşık 1 saat pasaport kontrol sırasında bekledikten ve kontrolden sorunsuz geçtikten sonra booking’ten rezervasyon yaptığım hotel’e geçtim. Hotel Londra merkezinin aksine Londra’ya hızlı tren ile 30 dk uzaklıktaki Watford kasabasındaydı. Bu uzaklıkta hotel ayarlamamın sebebi hem uygun fiyatta olması hemde Londra’ya ulaşımın kolay olmasıydı. Çünkü Londra merkezindeki hoteller gerçekten aşırı pahalıydı. Amacım zaten gezmek olduğundan 30 dk’lık uzaklık açıkçası çok canımı sıkmadı.

Kaldığım Hotel’in internet sitesi Premierr Inn Watford North Hotel

ULAŞIM

Ulaşım bakımından çok rahat gezebileceğiniz bir şehir Londra. Metropol’de yaşamış metro’yu, otobüs’ü, tramvay’ı kısacası toplu taşımayı kullanan birinin kaybolması komik olur gerçekten. Aynen ülkemizde olduğu gibi metro’larda, tren istasyonlarında haritalar mevcut. Biraz haritalara aşinaysanız, heryere rahatlıkla gidebilirsiniz. Bu konuda ben artı olarak google maps‘ten faydalandım ve şiddetle tavsiye ederim. Londra ve çevre kasabalarında toplu taşımayı kullanabilmeniz için bizdeki istanbulkart gibi Londra’da da kullanılan bir kart mevcut, adı OYSTER CARD. Oyster Card’ı havaalından, metro istasyonlarının bazılarından ve bazı marketler’den 5 pound depozito ücreti ile alabiliyor ve aynı yerlerden dolum yaptırabiliyorsunuz.

Otobüs, metro (underground) ve londonmidland dedikleri hızlı tren, hepsinin ücretleri saatlere, gittiğiniz mesafeye göre değişiyor. Sabah ve akşam fiyatları farklı. Kendimden örnek vermek gerekirse Watford‘tan Londra’ya gitmek için 2 aktarma yapıyordum. İlk olarak Hotel’in önünden otobüs ile Watford Junction tren istasyonuna 2,70 pound ardından londonmidland(hızlı tren) ile Londra’ya 3,40 pound ile seyahat ediyordum. Tahmin edebileceğiniz gibi ücretler kendi vatandaşlarına nazaran bizlere göre döviz kuru farkından dolayı biraz pahalı.

Toplu taşımaya nazaran meşhur taksilerin ücretleride can yakıyor. Fakat Londra’ya gidipte meşhur taksilerine binmeseydim sanırım rüyalarıma girerdi. Londra Başbakanlık binası önünden Madame Tussauds arası yaklaşık 3 km mesafedeydi. Çevirdim bir taksi atladım içine. Madame Tussauds‘a vardığımızda taksimetre 12.40 pound’u gösteriyordu. Yani yaklaşık 50 TL 🙂 İçime oturmadı mı tabii ki oturdu ama değdi. Bu arada aşağıda resimde de görebileceğiniz gibi kredi kartıylada ödeme yapılabiliyor. Ayrıca şoför ile yolcu arasında bir cam var. Şehri gezen otobüsler mevcut fakat bence hiç gerek yok. Uzak mesafe hariç tabana kuvvet Londra sokaklarında kaybolmak daha eğlenceli ve keşfedici.

İKLİM

İngiltere bir ılıman kuşağı ülkesi fakat sanıldığı gibi pekte ılıman bir ülke değil. Lakin Ilıman kuşağının kuzeyinde kalıyor. Avrupa’nın en çok yağış alan ülkelerinden biri. Hatta yağmurlarıyla meşhur diyebiliriz. Bunu bildiğimden yanımda sağlam bir şemsiyeyle gittim. Londra’da ekim’in ilk haftasında bulundum. Orada yaşayan bir çok ingiliz ve türk, hava bakımından çok şanslı olduğumu söyledi. Gerçekten hava güzeldi 17-18 derecelerde ince mont ile gezilebiliyordu. Seyahatimin son 2 günü hava bakımından biraz şanssızdım yağmur yağmadı fakat aşırı soğuktu. İngilizlerin dalga geçer gibi yanımdan şortla koşarak geçmeleri beni dahada üşüttü. Adamlar alışık 🙂 İngiltere’nin meşhur yağmuruna ülkeme döneceğim gün yakalandım. Yazın ingiltere nasıl olur bilemiyorum ama yazın bodrum’da ki ingiliz turist sayısından durumun pek iç acıcı olduğu söylenemez. Siz siz olun yaz mevsiminde de gitseniz yanınıza mont alın.

GÖRDÜĞÜM HAYAT ŞARTLARI

Hayat şartları tahmin edebileceğiniz gibi yüksek seviyede. Fakat Londra çevresinde hatta çevre kasabalarda yüzlerce evsiz sokaklarda yatıyor, geziyor ve para dileniyor. Özelliklede turistleri hedef alıyorlar. İngiltere’de asgari çalışma ücreti, 25 yaş ve üzeri çalışanlar için saat başına 7,20 sterlin ve haftada 38 saat çalışıyorlarmış. Kabaca aylık 1100 sterlin’e yakın bir meblağdan söz ediyoruz. Ülkemiz şartlarıyla karşılaştırdığınız zaman döviz kuru hesap etmeksizin düşük gibi duruyor fakat sterlin’in alım gücü dengeleri değiştiriyor.

Ev kiralarının Londra çevresine 15 dk yakınlığında bulunan bölgelerde 500-600 sterlin civarlarında olduğunu gördüm. Tabiki bölgeye göre değişiyor. Bilişim sektöründe çalışan birinin yıllık maaşı 35-40 Bin Sterlin arasında değişiyor. Yaşam kalitesi üst seviyede çünkü kurallara uyan birbirine saygısı olan bir millet var.

Ziyaret Ettiğim Turistik Mekanlar

Avrupanın en çok turist alan ülkelerinin başında İngiltere geliyormuş. Londra ve İngiltere denince akla ilk gelen yer Big ben olur. Meşhur saat kulesi ardından London Eye ve şimdilerde İstanbul’da da açılan Madame Tussauds. Aslına bakılırsa Londra’nın heryeri turistik bana göre çünkü şehir çok eski ve görülecek, keşfedilecek çok yer var. Öyle 1 haftada gezilecek bir şehir değil Londra. Benim gittiğim yerler ve tecrübelerim ise şu şekilde;

  • Big Ben

Big Ben konum olarak Westminster‘da bulunuyor. İçinde bulunan 13.5 tonluk çanıyla, çaldığı zaman 14 km öteden bile duyabiliyormuşsunuz iddaa’ları bu yönde. Kule Londra’nın hatta İngiltere’nin simgesi olmuş adeta. Gerek mimarisi ile gerek konumu ile göz dolduruyor gerçekten. Bigben’e değil fakat yanındaki parlemanto binasına belirli günlerde ve yine tabii ki ücret karşılığında girilebiliyormuş fakat ben girmedim. Zaten o bölgeye gelen turistlerin çoğununda girdiğini sanmıyorum. Herkesin tek derdi Bigben önünde fotoğraf çektirmek 🙂

 

  • London Eye

2000 yılında yapılmış. Yapımı 1 buçuk yıl sürmüş. 135 metre yüksekliğinde ve yapım maliyeti 70 milyon Sterlin. Yapımından bu yana bence defalarca bu parayı çıkarmıştır. Çünkü aşırı kalabalık sıralar var önünde. Bence bu tip yapılar konum açısından akıllıca seçilirse gerçekten para basar kaldı ki bunun canlı örneği London Eye. Bir tur yaklaşık 25 dk sürüyor ve en tepedeyken gerçekten müthiş bir manzara sizi karşılıyor. Normal bilet ücreti £22.50 pound fakat internet üstünden satış yapan sitelerde daha uyguna bilet bulabiliyorsunuz. Ben 4’lü bilet almıştım London Eye, Madamme Tussauds, Sea Life Akvaryum, Sherek Adventure hepsi 40 pound’a geldi. Tek bir biletin 20 pound civarında olduğunu düşünürseniz baya mantıklı internetten almak.Toplu bilet almak isterseniz aldığım siteye buradan ulaşabilirsiniz.

  • Madamme Tussauds

Birçok ünlünün, Bilim adamlarının, Devlet adamlarının ve daha birçok kişinin balmumu heykelleriyle karşılaşabileceğiniz bir müze Madamme Tussauds. Başta sadece balmumu heykellerini görücem 10 dk’da gezer çıkarım diyordum fakat 1 saat’ten fazla sürdü. İçerde çok fazla heykel var bazılarını gerçekten tıpatıp aynı yapmışlar ama bazılarıda gerçeğinin yanına bile yaklaşamıyordu. Özellikle Britney Spears ve Amy Winehouse heykeli aşırı gerçekçiydi. Aklınıza gelebilecek ne kadar ünlü, sanatçı, bilim adamı, devlet adamı, futbolcu varsa hepsini yapmış adamlar buna ATATÜRK‘te dahil. İçerdeki turun devamında kayan bir bant üzerinde giden, siyah İngiliz taksisi tarzında trene binip, İngiltere’nin tarihini anlatan heykellerin, aletlerin olduğu bir yoldan gidiyorsunuz. Tur sonunda hediyelik eşya bölümü mevcut buradan İngiltere’ye dair her türlü hediyelik eşyayı satın alabiliyorsunuz. Tavsiyem bu tarz hediyeleri Camden Town semtinden almanız hem daha uygun hemde pazarlığa açık.

  • Buckingham Palace

Buckingham Sarayı, Birleşik Krallık hükümdarlarının yönetim merkezi ve Londra’daki ikametgahı. Nam-ı diğer Kraliçe’nin konakladığı saray. Big ben ve Westminster köprüsüne yaklaşık 1 buçuk km uzaklıkta bulunuyor. Big Ben’den yola koyuldum. St James parkının içinden geçerken kendimi hayvanat bahçesinde sandım. Bir sürü çeşit kuş ve hayvan mevcut. Ayrıca üstünüze atlayıp sizden yiyecek bir şeyler bekleyen sincaplarda dahil 🙂  Açıkçası çok ilgimi çeken bir yer olmadı Saray. Burada turistlerin ilgisini çeken askerlerin nöbet değişim töreni varmış fakat ben değişim saatinde gitmediğim için göremedim.



  • Greenwich Gözlemevi

Greenwich dünyanın başlangıç meridyeninin (0°) olduğu yermiş. Giriş ücreti 9 Pound yine daha önce linkini verdiğim yerden bilet alabiliyorsunuz. Buranın espirisi şu; dünyanın başlangıç meridyenini belirtmek için yere temsilen aliminyum ve plastikten bir çizgi çekmişler sağ ve solunada batı ve doğuyu temsilen şehir isimleri yazmışlar olay bu 🙂 Tamamen turist çekme amaçlı zekice tasarlanmış. Ayrıca burada bir saat var adı GMT (Greenwich Mean Time), bir nevi dünya çapında tüm saatlerin ayarlandığı yermiş. Tüm Dünya saatlerini oraya bakıp ayarlıyormuş. Resimlerde saati görebilirsiniz. İçerde eski saatlerin ve telefonların bulunduğu bir müzede mevcut. Benim ilgimi daha çok manzarası ve alabildiğine uzanan yeşillik arazisi çekti. Londra merkezine biraz uzak fakat gidilmesini tavsiye ederim.

  • Tower Bridge

Londra’nın bir başka simgesi daha. Muhteşem mimarisiyle yıllara meydan okumuş adeta. Yıllara meydan okumuş diyorum çünkü köprü 1894‘te açılmış dostlar 🙂 baya eski. Eğer köprüye Londra merkezden yürüyerek giderim derseniz yorulursunuz. Biraz uzakta kalıyor. Bunun için ya metro(underground)’yu kullanacaksınız yada meşhur çift katlı kırmızı otobüsleri. Köprünün üstünde yürünebiliyor. Ayrıca kulenin birinden girip üstüne çıkılıyor ve diğer kuleden inilebiliyor. Kuleye çıkış ücreti 6 Pound. Kuleye çıkıp üst bölümden karşıya geçerken yerin bir bölümünü ilgi çekmesi için cam ile kaplamışlar. Benim çok ilgimi çekmediği için çıkmadım yukarı. Zaten üstünde yürüyüp manzarayı izlemesi daha keyifliydi. Köprünün hemen yanında Tower of London var Londra Kalesi olarakta biliniyormuş. Giriş ücreti 25 pound’tu bana pahalı geldiğinden girmedim. Gördüğüm kadarıyla Tower Bridge’in etrafındaki bu bölge en lüks rezidansların ve iş merkezlerinin olduğu bölge.

    

  • Stonehenge

Hakkında birçok iddaa’nın olduğu meşhur dikili taşlar. Londra merkezine yaklaşık 100 mil uzaklıkta. Çeşitli tur firmaları her gün tur düzenliyormuş. Bende Londra’ya gitmeden önce internetten bir tur firması bulup 45 Pound ödeyerek bilet almıştım. Turu bilerek sabah turu olarak seçtim. Otobüs 8:45 te kalkıyordu. Fakat üzülerek söylüyorum Watford‘ta kaldığım Hotel’den sabah 7’de çıkmama rağmen Londra Victoria Coach Station‘dan kalkacak olan tur otobüsüne yetişemedim 🙁 Yani evdeki hesap çarşıya uymadı.

(Güncelleme: Gitti 🙂 buradan yazıyı okuyabilirsiniz)

ALIŞVERİŞ

Bir kaç mağaza dışında mağazalardan uzak durun anormal pahalı. Uygun fiyat açısından örnek verebileceğim tek bir mağaza var PRİMARK. Londra merkezinde göremedim ama vardır mutlaka. 2 pound’a tshirt’ler, 10 pound’a kot pantolonlar ne ararsanız var içinde. Kalitesi tartışılır ama herşey uygun fiyatlarda. Hatta Londra’da yaşayan türklerin söylemesine göre Türkiye’den gelen ünlüler bile Primark’tan alışveriş yapıyormuş artık siz düşünün 🙂

Alışverişin göbeği ve ağırlıkla tahtakaleye benzettiğim bir yer var Camden Town. Londra merkeze yürüme mesafesinde. Tam bir alışveriş cenneti. Bu bölgede ağırlıklı olarak hediyelik eşya ve giyim mağazaları var. Birde perşembe pazarına benzettiğim Camden Market diye bir yer var. Burada full giyim ve hediyelik eşya satılıyor. Hatta kendime buradan pazarlık yaparak 90 pound’luk montu çin’li bir satıcıdan 75 pound’a aldım 🙂  

Aynı bölgedeki diğer bir mağazadan 4 çift sneaker tarzı spor ayakkabı aldım. Ayakkabılar ortalama 60-100 pound arasında değişiyordu. Toplu alacağımı söyleyip indirim yapılmasını istedim mağazadan onlarda beni kırmadı 🙂 Eklemeden edemeyeceğim bu bölgedeki satıcıların çoğu ya Hindistan‘lı ya Pakistan‘lı yada Çin‘li İngiliz satıcıya rastlamak zor. Siz siz olun dünyanın neresinde alışveriş yaparsanız yapın ama pazarlık yapın işe yarıyor. 



YEMEK KÜLTÜRÜ

Benim gördüğüm İngilizlerin yediği öyle çok özel yemek türü yok aslında. Hep avrupa kökenli yemek menüleri gördüm. Onlara özgü yemek olarak şu örnek verilebilir belki Fish and chips dedikleri bir yemek menüsü var bizde döner ne ise orada da o meşhur. Bildiğiniz balık kızartması ve patates kızartması. Bunun haricinde açıkçası ben bir yerde oturup yemek yemeğe hep çekindim. Tahmin edebileceğiniz gibi domuz eti ağırlıklı yemek tüketiliyor . Etrafta Mc donalds ve Burger king dolu onların etli menüleride yine domuz etinden yapılıyor. 

Fast Food’larda menülerin fiyatları ülkemize göre hemen hemen aynı 4-10 pound arasında değişiyor. Adamların yediği kahvaltı menüsü bizim öğlen yemeği menümüz. Bir kahvaltı tabağında düşünün ki içinde kuru fasülye, bacon dedikleri domuz pastırması ,ve yine domuzdan yapılma sosis, patates kızartması son olarak yağda yumurta. Böyle bir kahvaltı tabağı menüsü 8-10 pound civarında. Peki ben ne yedim? KFC, Fastfood restoranları ve soslu makarna yapan restoran görünce girdim. Satılan işlenmiş ürünlerin (Çikolata,Cips vb.) çoğunda da domuz yağı kullanılmış dikkat edilmesi gerek.

 

DİL SORUNU

Baştada belirttiğim gibi dil problemi yaşayacağımdan yurtdışına çıkış biletimi hep ertelemiştim. Benim ingilizcem Liseden kalma taslak halinde kafamda duruyordu ve son zamanlarda yabancı diziler sayesinde biraz geliştirmiştim. Fakat sandığım kadar zorlanmadım Londra’da. Aslında zorlanmamamın asıl sebebi belkide muhattap olduğum insanların ingiliz vatandaşı olmamasıydı. Gerek alışveriş yaparken gerek restoran çalışanlarıyla girdiğim diyaloglarda hep kalıp cümleler kurulduğundan sorun yaşamadım. Eğer gerçek bir ingiliz ile sohbete girerseniz işler o zaman değişiyor. Adamlar ne söylediğinizi anlamıyor sürekli what what ? belki bilerek yapıyorlar bilmiyorum. 

SONUÇ

İngiltere, kurallara uyan ve cana yakın insanlarıyla medeni bir ülke. Yalnız giderken 2 kere düşünmeniz gerek, lakin paranızın neredeyse 4 buçuk katı değersiz olduğu bir ülkeye gideceksiniz. Bu sebep ile iyi plan yapmanız, önünüzü görmeniz ayrıca yaptığınız her plan için bir b planınızın olması gerekiyor. Başlangıç olarak gelinmesi gereken bir ülke değilmiş ben bunu anladım. Önce herhangi bir avrupa ülkesine gitmek daha makul olacaktır.


Seyahat için Tavsiyeler

  • Büyük bavulla gidin ve giderken tam doldurmayın.
  • Paranızı bildiğiniz dövizciden bozdurun sakın havaalanında veya gittiğiniz yerde bozdurmayın.
  • Check’inlerinizi internet üstünden halledin havaalanında zaman size kalsın gerilmeyin.
  • Eğer dutyfree’den alışveriş yapma planınız varsa +1-2 saat ekleyerek havaalanına gidin.
  • Eğer elinizde aldığınız ürünlerden taxfree faturalar var ise +1-2 saat ekleyerek havaalanına gidin sırada gerilmeyin.
  • Gideceğiniz turistik mekanların biletlerini internet üstünden alın kâr eden siz olun.
  • Pasaport kontrolünde eğer var ise internetten aldığınız tur biletlerini mutlaka gösterin memur amca size bir smile çaksın 🙂
  • Merkeze biraz uzak fakat ulaşımı kolay bölgelerden Hotel ayarlamaya çalışın kârlı siz çıkın.

Seyahatinize rehberlik etmesi dileğiyle 😉


Konuyla ilgili Eleştiri, İtiraz yada bilginiz var ise lütfen aşağıdaki yorum bölümünde paylaşmaktan çekinmeyin!

Daha Fazla Göster /  SEYAHAT

2 Yorum

  1. Gezgin

    10 Şubat 2017 at 20:45

    Bisiklet ile gezmek zor olur mu sizce ? çünkü toplu taşıma çok pahalı geldi.

  2. Rıfat Yalçın

    10 Şubat 2017 at 23:50

    Merhaba; Bisiklet ile gezme fikri süper ama inanın Londra çok büyük bir şehir yorucu olabilir. Şehirde birçok noktada kiralık bisiklet noktası mevcut ödemeyi yapıp bisikleti alarak istediğiniz yeri gezebilirsiniz. Üstelik aldığınız yere bırakmanıza gerek yok farklı noktalarda da bırakbiliyorsunuz. Bu bisikletlerin kiralama ücreti yanılmıyorsam 6 saati 3 pound’tu ama yanılıyor olabilirim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Green Card Başvurusu Nasıl Yapılır? (Ücretsiz)

Herkesin aklını başından alan özgürlükler ülkesi Amerika her yıl 50-55 bin kişiye gerçekle…